18 Temmuz 2013 Perşembe


Hasan ÇERÇİOĞLU                                                                                  ÖYKÜ

                                                    EŞEK MEMO 

         Yüzüne karşı Memet Ağa, ardından hep Eşek Memo derlerdi. Eşek Memo güçlü kuvvetli kalıbı yerindeydi. Sırtına çuvalları alınca eşek kadar yük taşırdı. Köyün zenginiydi. Kabilesi vurucu kırıcı,  gaspçı ve talancıydı. Zenginlik ona talancılıkta ve vurgunculukta kalmaydı.  Köyde, insan vurucu kırıcı, bir de zengin olunca, namı şöhreti yükselir, itibarı artar, herkes saygı gösterir, kimse hürmetten kusur etmezdi.  Saygı ve hürmet biraz korkudan, biraz da gelenekten gelirdi. Bir gelenek daha vardı köyde. Kim olursa, olsun askerde dönenler muhtarlığa soyunurdu. Eşek Memo da askerden dönünce muhtarlığa soyundu. Köylüler, onu muhtar seçtiler. Ne de olsa köyün zenginiydi, kalıbı yerinde ve itibar sahibiydi. Okuma yazmayı da askerde öğrenmişti. Cumhuriyet yeni kurulmuş, her yerde Gazi Paşa’nın yaptıklarından söz ediliyordu. Ağalık şıhlık kaldırılmış, kimse, kimseye ağam veya şıh’ım diyemiyordu. Ağam ve şıhım demek yasaklanmıştı. Tekke ve zaviyeler kaldırılmış, herkes cumhuriyetin yeniliklerini konuşuyordu. Resmi kurumlarda ve halk arasında kimse korkusundan, kimseye ağam, şıh’ım, beyim diyemiyordu. Bu söylentiler köylere dek yayılmış, Eşek Memo da bu söylentileri duymuştu, ama yine de kendisine Memet Ağa diye hitap edilmesinden rahatsızlık duymuyor, hatta onur duyuyordu.

        Bir gün köye Kaymakam geldi.  Eşek Memo’ya konuk oldu. Eşek  Memo’nun  korkudan ödü patlamak üzereydi o gün. Olmaya ki Kaymakam’ın yanında kimse ağzından kaçırıp Mehmet Ağa desin. Mehmet  Ağa dedikleri an ağa sanıp kellesi gidecekti. Bu yüzden önceden köylüleri uyardı.

         “Ey ahali” dedi Eşek Memo. “Görüyorsunuz, Kaymakam içerde oturuyor. Kaymakam’ın yanında olmaya ki ağzınızdan kaçırıp bana Mehmet Ağa diyesiniz. Biliyorsunuz Gazi Paşa ağalığı kaldırmış, ağaları asıp kesiyormuş. Bu yüzden sizden ricam kimse bana Mehmet Ağa demesin. Herkes bana Mehmet  Efendi desin. Çünkü Gazi Paşa, milletvekillerine efendiler diye hitap ediyormuş. Efendi demek suç değilmiş”

         O akşam Kaymakam Eşek Memo’da kaldı. Eşek Memo bir kuzu kesti, etin bir kısmını pirzola, bir kısmını da etli bulgur pilavı etti. Yağ, yoğurt, ayran, peynir, derken izzet ikramda bulundu. Köylüler de Kaymakam’ın yanında, duvar diplerine serilen döşeklerde oturdular. Eşek Memo’ya, gelenler Memet Efendi, gidenler Memet Efendi diye hitap ediyordu. Herkes önceden birbirini uyarıyordu: Sakın kimse ağzından kaçırıp Eşek Memo’ya,  Memet Ağa demesin. Herkes Eşek memet’in kellesi gider diye korku içindeydi. Kaymakam, idealist bir kişiydi. Köylüye Gazi Paşa’dan, Cumhuriyetin getirdiği yeniliklerden söz ediyor, Paşa’nın yaptıklarının kıymetini herkesin bilmesini istiyordu. Bu arada köşede oturan Musa Emmi:

        “İyi ki Gazi Paşa ağalığı kaldırmış. Ağalar köylüye zulüm ediyor” dedi.

        Eşek Memo da söze karıştı. “Padişahlık da kalktı, saltanat bitti. Memlekete huzur ve güven geldi. Memlekette ağalık şıhlık kalmadı. “

        “Elbette! Elbette!” dedi Kaymakam. “Padişahlık kalktı. Saltanat bitti. Ağalık devri, Şıh’lık devri bitti. Kimse kimseye zulüm etmeyecek, kimse kimseyi hor görmeyecek, kimse kimsenin inancına karışmayacak, herkes, herkese eşit ve adil davranacak. Cumhuriyet demek, adil düzen demektir. İnsan hakkına saygılı olmak demektir” Konuşmalar bu çerçevede devam etti. Sonunda herkes kazasız, belasız, tehlikesiz bir şekilde geceyi geçirdi. Sabah olunca, kahvaltıdan sonra Eşek Memo, Kaymakamı atına bindirdi, birlikte kasabaya gitmek için yola koyuldular.

Yolda giderlerken duyurudan bilgisi ve haberi olmayan karşı mahallede oturan Cemal’le karşılaştılar. Eşek Memo’nun korkudan yüreği gürp gürp ediyordu. Cemal’e kaş göz ediyor,  el kol işareti yapıyor: sakın bana ağa demeyesin- ama Cemal bir şey anlamıyordu. Cemal iyice yaklaşınca,

“Hayrola Memet Aaa” demeden. Eşek Memo, hemen lafı Cemal’ın ağzına tıkadı. Cemal lafın sonunu getirmeden, Memo laf kalabalığına getirip gülerek “Kaymakam Efendi” dedi. Biz bu Cemal’la çocukluk arkadaşıyız, o bana takılır, ben ona takılırım, birbirimize ayı deriz, eşek deriz, köpek deriz, şaka eder geçeriz. Biliyorum Cemal sen bana ayı diyecektin, Kaymakam’ın yanında bana ayı diyemedin değil mi? de, de çekinme, bana Memet Ayı de” Cemal şaşkınlık içindedir. Eşek Memo, Cemal’e “Evet! Evet!” demesi için başıyla onaylatmaya çalıştı.

Cemal, atın üstündeki efendinin, Kaymakam olduğunu anlayınca,

“Evet! Evet!  Kaymakam Efendi” dedi. Biz Memet’le çocukluk arkadaşıyız, ben buna eşek Memo derim, ayı Memo derim, köpek Memo derim, daha neler neler der geçerim.” dedikten sonra Kaymakam, bu konuşmalara bir anlam vermeden, biraz da kuşku içinde atını sürdü. Köyün deresini geçip, karşı kıyıya geçtikten sonra, Zümrüt Hatun’la karşılaştılar. Zümrüt Hatun yana çekildi, Kaymakam’ın atına yol vereceği sırada:

“Memet aaa” diyeceği sırada, Eşek Memet, yine lafı Zümrüt Hatunun ağzına tıkadı.

“Biliyorum, Zümrüt Hatun, biliyorum, sen de bana Memet ayı diyecektin değil mi? Kaymakam Efendi artık her şeyi anladı, herkesin bu köyde bana ayı dediğini, eşek dediğini biliyor. Sen de çekinme, bana Memet ayı de, istersen eşek Memo de” dedikten sonra gülerek yola devam ettiler. Meşelik yolundan giderlerken, eşeği önde, kendisi arkada değirmenden dönen Halil Emmi’yle karşılaştılar. Halil Emmi Kaymakam’ın atına yol vermek için kenara çekildi. Eşek Memo’yu yine bir heyecan sardı. Halil Emmi mutlaka ona Memet Ağa diyecekti. Bunun önüne geçmek için, Halil Emmi, daha bir şey söylemeden, kendisi öne geçti:

“Hayrola, Halil Emmi, nerden geliyorsun?”

“Görüyorsun Memet Aaa” demeden, Eşek Memo hemen lafı Halil Emmi’nin ağzına tıkadı. “Sen de söyle Halil Emmi, sen de söyle, içinde kalmasın, sen de bana Memet ayı de. Eşek Memo de, Kaymakam artık benim kim olduğumu iyice anlamıştır.” Halil Emmi Eşek Memo’nun bu tavrından bir şey anlamadan şaşkın şaşkın yoluna devam etti gitti.

 “Görüyorsun Kaymakam Efendi”  dedi Eşek Memo. “Köylü kısmı, işte hep böyledir, bir türlü efendi olamıyor. Oysa Gazi Paşa, “Köylü milletin efendisidir” diyor. Ama gel gör ki, bunlar ne büyüğünü büyük biliyor, ne küçüğünü küçük biliyor, sözüm ona ben bu köyün muhtarıyım. Köyün büyüğüyüm. Bana karşı söylenenleri gözlerinle gördün, kulaklarınla işittin. Bu köylü kısmı hep böyledir, büyüklerini büyük saymazlar, kimini ayı yerine, kimini eşek yerine, kimini de köpek yerine koyar, ama onlara bir şey diyemiyorsun. Bunlar büyüklerine karşı hep böyledirler.” derken Maşat’tan geçerlerken, tarlasında fasulye suvaran Koyuncuların Şaban, Eşek Memo’yu bir atlı ile yoldan giderken görünce uzaktan uzağa seslendi:

“Memet Ağa, yolculuk nereye, yanındaki adam kim?”diye sorunca, Eşek Memet’in tedbiri şaştı. Şaban kaş göz işaretini göremez, el kol işaretiyle de bir şey anlamazdı, böylece Eşek Memo ne diyeceğini bilemedi. Ağzı diline dolaştı, dili damağına yapıştı. “Görüyorsun Kaymakam Efendi?” dedi,  “bu da benim kanıma susamış, beni darağacında sallandırmak için, bana Ağa diyor. Biliyor ki Gazi Paşa ağalığı kaldırdı, ağaları asıyor, kesiyor. Gel de böylesi adama cevap ver? Ben şimdi bu adama nasıl bir cevap vereyim? Sen söyle Kaymakam Efendi?”

“Şaştım kaldım” dedi Kaymakam. “Mehmet  Efendi, sana ayı dediler. Ben bir şey diyemedim. Sen de bir şey diyemedin. Sana eşek dediler, ben yine bir şey diyemedim. Sen de bir şey diyemedin. Sana köpek dediler, ben yine bir şey diyemedim. Sen de bir şey diyemedin. Varsın söylesinler, ben de senin ne mal olduğunu bir türlü anlayamadım.”


       

Hiç yorum yok: