10 Haziran 2015 Çarşamba



           HIRSIZA RAHMET OKUDUK,


           Bir varmış, bir yokmuş, Allah’ın kulu çokmuş, köyün birinde bir adam varmış. Bu adamın özelliği, ölen insanların kefenini çalmakmış yani kefen hırsızıymış. Köylü ölülerini, rahatlıkla gömemiyormuş. Gel zaman git zaman bir gün kefen çalan adam ölmüş. Köylüler, bundan sonra ölülerimizi rahatlıkla gömeriz diye çok sevinmişler. Aradan kısa zaman geçmiş, köyde bir adam ölmüş. Köylüler cenazeyi yıkamış kefene sarmış mezarına gömmüşler. “Daha ölülerimize bir şey olmaz mezarlarında rahat ederler,” diye ölülerini güvende duyumsamışlar. Ertesi gün birileri merak etmiş, gidip mezara bakmış, bir de ne görsün, mezar açılmış ölünün kefeni çalınmış, üstelik ölüye bir de kazık sokulmuş. Köylü şaşmış kalmış, bu işi kim yapar diye araştırma yapmışlar. Görmüşler ki, eski kefen çalan adamın oğlu babasından bir adım ileri gitmiş. Kefeni çalmakla yetinmemiş, kefeni çalmış ölüye bir de kazık sokarmış. Köylüler, babasına rahmet , 
    “Babası hiç değilse kefen çalardı, oğlu kefen çalmakla yetinmiyor bir de ölüye kazık sokuyor,”   
Allah bizi bu kefen çalanlardan kurtardı ya. Buna da şükür...

Hiç yorum yok: