5 Ağustos 2015 Çarşamba

SOKRATES'İN SAVUNMASI

SOKRATESİN SAVUNMASI
İlk çağda yaşamış olan, Sokrates’in savunması günümüz yöneticilerine uyarı niteliğindedir. Sokrates, bilgiyi arama sürecinde bile çok düşman kazanmıştır. Çünkü pek çok kişinin gerçekte bilgisiz olduğunu ortaya çıkarmıştır. Önce devlet adamlarının bilgisizliğini ortaya çıkarmıştır. Sonra şairlere gitmiş, onların şiirlerini yalnız içgüdü ile yazdıklarını ortaya çıkarmıştır. Sanat sahiplerinin de aynı kusuru taşıdıklarını, bilmedikleri şeylerden dem vurduklarını ispatlamıştır. Sokrates, aslında asıl bilgiye sahip olanın Tanrı olduğunu düşünmektedir. Bu süreçte Sokrates, kafasını meşgul eden soruların cevaplarını ararken çevresinde olup bitenlerin farkına varmamıştır. Etrafındaki pek çok kişi, onun gençleri doğru yoldan çıkardığını, tanrıların yerine yeni tanrılar koyduğunu söylemektedir. Bu söylentiler onu mahkemeye sürükler. Sokrates, mahkûm olursa suçlandığı gibi tanrıtanımaz olduğu için değil, insanların kinini üzerine çektiği içindir.
Aslında Sokrates’in af dilemesi ve devletin diktelerini kabul etmesi amaçlanır. Ama Sokrates ölümü tercih eder. MÖ. 399 ‘da 70 yaşında baldıran zehri içerek mahkemenin infazını uygular. Devlet ister demokrasi olsun, ister tiranlık: bir amaçla bir araya gelen insanların topluluğudur. Her devletin en azından hayatta kalmak gibi amaçları vardır.
 Felsefe, devlet dahil her şeyi sorgular. Tabi sorgulanmak devletlerin çoğu zaman işlerine gelmez.Devlet felsefe yapmaz. Çünkü kalabalıkları dikte yöntemiyle ortak paydaya getirir. Birçok insanı aynı amaca yöneltirken şüphe ederse insanlar kopmaya başlayacaktır. Bu yüzden sorgulama söz konusu bile olmaz. Devletin doğası geleneği felsefe yapması beklenemez.
Vatandaşlar da devletin çıkarları adına felsefeyi öldürmekte tereddüt etmezler. Bu tüm devletlerde böyledir. Felsefenin olduğu yerde gücü ele geçirenlerin halkı sömürmesinin engelleneceğinden ve felsefenin devletin temel sömürü araçlarını reddetmesinden ilişkileri iyi olmaz.
Sokrates de büyük kültürlerinin başındaki güçlerden rahatsızdı. Halkı tanrılarla oyalayıp insanları kullanan idareleri eleştirdi. İnsanları sorgulamaya çağırdı. Asla bireylere saldırmadı. O fikirlerle çatıştı. Asıl meselenin kafa yapısını değiştirmek olduğunu biliyordu ki, ölümüyle insanlığa bir mesaj vermek istedi. Devleti böyle idare etmeyi, bireyin diğerlerini sömürmesi fikrini hedef aldı.             
 Ölmek veya mahkûm olmak onun umurunda değildi; o, sadece doğruların peşindeydi. Tehlike karşısında yılmamak, korkmamak onun prensibiydi. Ona göre insanların en çok korktuğu şey olan ölüm, aslında kaçınılacak bir şey değildir. O, sadece kötülük yapmaktan korkar.
Sokrates, ideallerinden dönmemekte kararlıdır. O, asla Tanrı dışında kimseye boyun eğmez. Kendisi aleyhine söylenen her şey asılsızdır. Sokrates’in sürekli öğrencileri olmadığı gibi malı mülkü de yoktur. O, dünya hayatına önem vermeyen bilge birisidir. Yargıçları yumuşatmak için mahkemeye asla ailesini ve çocuklarını getirmez. Kararı, tamamen yargıçların iradeleri elinde olan Tanrı’ya bırakır.
Sokrates, mahkemede suçlu görülür. O, bunu beklemektedir ve hiç tepki göstermez. O, herkesten farklı bir kişidir. İnsanların çoğunluğu gibi, makama, mevkie, dünya hayatına önem vermemiştir ki, şimdi de üzülsün. İnsanlara hep erdemi ve ahlakı öğütlemiştir.  Böyle bir insana ancak, devletin hesabına çalıştığı için ödül verilebilir. Mahkeme para cezası vermez, çünkü parası yoktur. Sürgün etmez, çünkü sürgüne gittiği yerlerdeki insanları da fikirleriyle yönlendirecektir. Nihayet ölüm cezası verilir. O, ölüm cezası verilirken başkaları gibi ağlayıp sızlamamıştır. Yaptığı hiçbir şeyden dolayı da pişmanlık duymamıştır.
Platon’a göre Sokrates’in öldürülmesi için oy kullananlar çok acı çekecektir. Kurtulması için oy kullananlar ise gerçek birer yargıçtır.
Sokrates’e göre ölüm bir ceza değildir; sadece bir yolculuktur. Ayrıca öteki dünyada soru sormak yüzünden mahkûm edilme tehlikesi de yoktur. Sokrates, Atinalılardan son bir şey diler: “Çocukları erdemden, doğruluktan ayrılırsa kendisinin Atinalılara gösterdiği gibi Atinalılar da onlara yol göstersinler. Çocukları kendilerini çok beğenir ve bu dünyada bir hiç olduklarını unuturlarsa onları azarlamalarını ister Atinalılardan.

Sokrates, ayrılı vaktinde ölüme giderken yargıçlar da yaşamaya giderler. Fakat Platon’a göre, bunların hangisinin daha iyi olduğunu ancak Tanrı bilir. 

Hiç yorum yok: