SOKRATESİN SAVUNMASI
İlk çağda yaşamış olan, Sokrates’in
savunması günümüz yöneticilerine uyarı niteliğindedir. Sokrates, bilgiyi arama
sürecinde bile çok düşman kazanmıştır. Çünkü pek çok kişinin gerçekte bilgisiz
olduğunu ortaya çıkarmıştır. Önce devlet adamlarının bilgisizliğini ortaya
çıkarmıştır. Sonra şairlere gitmiş, onların şiirlerini yalnız içgüdü ile
yazdıklarını ortaya çıkarmıştır. Sanat sahiplerinin de aynı kusuru
taşıdıklarını, bilmedikleri şeylerden dem vurduklarını ispatlamıştır. Sokrates,
aslında asıl bilgiye sahip olanın Tanrı olduğunu düşünmektedir. Bu süreçte
Sokrates, kafasını meşgul eden soruların cevaplarını ararken çevresinde olup
bitenlerin farkına varmamıştır. Etrafındaki pek çok kişi, onun gençleri
doğru yoldan çıkardığını, tanrıların yerine yeni tanrılar koyduğunu
söylemektedir. Bu söylentiler onu mahkemeye sürükler. Sokrates, mahkûm olursa
suçlandığı gibi tanrıtanımaz olduğu için değil, insanların kinini üzerine
çektiği içindir.
Aslında Sokrates’in af dilemesi ve
devletin diktelerini kabul etmesi amaçlanır. Ama Sokrates ölümü tercih eder.
MÖ. 399 ‘da 70 yaşında baldıran zehri içerek mahkemenin infazını uygular.
Devlet ister demokrasi olsun, ister tiranlık: bir amaçla bir araya gelen
insanların topluluğudur. Her devletin en azından hayatta kalmak gibi amaçları
vardır.
Felsefe, devlet dahil her şeyi sorgular. Tabi
sorgulanmak devletlerin çoğu zaman işlerine gelmez.Devlet felsefe yapmaz. Çünkü
kalabalıkları dikte yöntemiyle ortak paydaya getirir. Birçok insanı aynı amaca
yöneltirken şüphe ederse insanlar kopmaya başlayacaktır. Bu yüzden sorgulama
söz konusu bile olmaz. Devletin doğası geleneği felsefe yapması beklenemez.
Vatandaşlar da devletin çıkarları adına
felsefeyi öldürmekte tereddüt etmezler. Bu tüm devletlerde böyledir. Felsefenin
olduğu yerde gücü ele geçirenlerin halkı sömürmesinin engelleneceğinden ve
felsefenin devletin temel sömürü araçlarını reddetmesinden ilişkileri iyi
olmaz.
Sokrates de büyük kültürlerinin başındaki
güçlerden rahatsızdı. Halkı tanrılarla oyalayıp insanları kullanan idareleri
eleştirdi. İnsanları sorgulamaya çağırdı. Asla bireylere saldırmadı. O
fikirlerle çatıştı. Asıl meselenin kafa yapısını değiştirmek olduğunu biliyordu
ki, ölümüyle insanlığa bir mesaj vermek istedi. Devleti böyle idare etmeyi,
bireyin diğerlerini sömürmesi fikrini hedef aldı.
Ölmek veya mahkûm olmak onun umurunda değildi;
o, sadece doğruların peşindeydi. Tehlike karşısında yılmamak, korkmamak onun
prensibiydi. Ona göre insanların en çok korktuğu şey olan ölüm, aslında
kaçınılacak bir şey değildir. O, sadece kötülük yapmaktan korkar.
Sokrates, ideallerinden dönmemekte
kararlıdır. O, asla Tanrı dışında kimseye boyun eğmez. Kendisi aleyhine
söylenen her şey asılsızdır. Sokrates’in sürekli öğrencileri olmadığı gibi malı
mülkü de yoktur. O, dünya hayatına önem vermeyen bilge birisidir. Yargıçları
yumuşatmak için mahkemeye asla ailesini ve çocuklarını getirmez. Kararı,
tamamen yargıçların iradeleri elinde olan Tanrı’ya bırakır.
Sokrates, mahkemede suçlu görülür. O, bunu
beklemektedir ve hiç tepki göstermez. O, herkesten farklı bir kişidir.
İnsanların çoğunluğu gibi, makama, mevkie, dünya hayatına önem vermemiştir ki,
şimdi de üzülsün. İnsanlara hep erdemi ve ahlakı öğütlemiştir. Böyle bir
insana ancak, devletin hesabına çalıştığı için ödül verilebilir. Mahkeme para
cezası vermez, çünkü parası yoktur. Sürgün etmez, çünkü sürgüne gittiği
yerlerdeki insanları da fikirleriyle yönlendirecektir. Nihayet ölüm cezası
verilir. O, ölüm cezası verilirken başkaları gibi ağlayıp sızlamamıştır.
Yaptığı hiçbir şeyden dolayı da pişmanlık duymamıştır.
Platon’a göre Sokrates’in öldürülmesi için
oy kullananlar çok acı çekecektir. Kurtulması için oy kullananlar ise gerçek
birer yargıçtır.
Sokrates’e göre ölüm bir ceza değildir;
sadece bir yolculuktur. Ayrıca öteki dünyada soru sormak yüzünden mahkûm edilme
tehlikesi de yoktur. Sokrates, Atinalılardan son bir şey diler: “Çocukları
erdemden, doğruluktan ayrılırsa kendisinin Atinalılara gösterdiği gibi
Atinalılar da onlara yol göstersinler. Çocukları kendilerini çok beğenir ve bu
dünyada bir hiç olduklarını unuturlarsa onları azarlamalarını ister
Atinalılardan.
Sokrates, ayrılı vaktinde ölüme giderken yargıçlar da
yaşamaya giderler. Fakat Platon’a göre, bunların hangisinin daha iyi olduğunu
ancak Tanrı bilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder