3K’lı
OLMAK
1965 yılından bu yana Türkiye İşçi Partisinin,
işçiler, köylüler, ırgatlar, diye başlayan söylemleri beni çok etkilemiştir. O
günlerden bu yana sosyalist düşünceyi savunmaktayım. Çünkü ben topraksız bir
ailenin çocuğu olarak en zor koşullarda okudum. Önce öğretmen okulunu, sonra
Liseyi dışarıda bitirdim. Yine en zor koşullarda çalışarak okudum; dönem
kaybetmeden üniversiteyi bitirdim. İnşaat Mühendis oldum. 43 Yıl mühendislik
yaptım. Gerek üniversite yıllarımda gerek çalışma hayatında 3K’lı olarak suçlandım. 3K’lı
olmak nedir biliyor musunuz? Yani Kürt,
Kızılbaş, Komünist demektir. Bunlardan çok çektim. Suçlandım, horlandım,
dışlandım, ezildim. Bu nedenden dolayı devlet dairelerinde pek çalıştırılmadım.
43 Yıllık mühendislik hayatımı genellikle özel sektörde geçirdim. Bu arada “Kürecik’te Güneş Geç Doğar, Müfreze (Kürecik Kuşatma Altında) Mamadali ( Kürecik
Türküsü) adında üç roman yazdım. Romanlarımda 12 Mart olaylarını yazdım. Kürecik’te
yaşanan işkenceyi ve zulmü yazdım. Köylülere uygulanan baskıyı yazdım.
Ezilenlerin nasıl ezildiğini, direnenlerin nasıl direndiklerini, boyunlarına nasıl
yağlı urganların geçirildiğini yazdım. İşte ben böyle bir hayatın insanıyım. Evet
Atatürkçüyüm. Ben Atatürk ilkelerine bağlı sosyalist düşünceyi savunan bir
kişiyim. Ezilmişlerin, horlanmışların, dışlanmışların yanındayım. Çünkü ben o
temelden çıktım. Benim temelim orasıdır. Ancak bazı çevrelerin bana
yakıştırdıkları suçlama, koyu bir Atatürkçüdür demeleridir. Sanki Atatürkçü
olmak büyük bir suçmuş gibi. Evet, inkâr etmiyorum, ben Atatürkçü düşünceyi
savunan bir cumhuriyet aydınıyım. Aynı zamanda sosyalistim. Ben silahlı mücadele
dönemlerinin çoktan bittiğinin bilincindeyim.
İngiltere’de
İRA, 1970 yılından, 2005 yılına kadar silahlı mücadele vermiş, sonunda
İngiltere ile anlaşmaya varmış, 2005 tarihi itibarıyla silahlı mücadeleyi
bırakarak artık politik sahada mücadele yürütüleceğini vurgulamıştır.
İspanya’da 43 yıl Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele veren
ETA örgütü, sonunda İspanya hükümetiyle masaya oturarak silahlı mücadeleye son
vermiş ve politik mücadeleye başlamıştır.
İspanya’nın terör belasından kurtulması yıllarca süren ve bir
yandan “mücadele” diğer yandan “müzakere” ile yürütülen uzun bir süreçten sonra
mümkün olmuştur.
Tabii terör belasıyla karşılaşan her ülkenin kendine özgü şartları mevcuttur. Ancak bu mücadelede başarıya ulaşmış ülkelerin tecrübelerinden dersler çıkartmakta da büyük yarar var.
Tabii terör belasıyla karşılaşan her ülkenin kendine özgü şartları mevcuttur. Ancak bu mücadelede başarıya ulaşmış ülkelerin tecrübelerinden dersler çıkartmakta da büyük yarar var.
Yine Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri – Halk Ordusu ya da diğer
adıyla FARC, 52 yıl mücadele etti. Bu mücadele, 220 bin insanın canına mal
oldu. 6 milyon insan yerinden yurdundan oldu. Sonunda Kolombiya Hükümetiyle
barış imzalamak zorunda kaldı. Politik mücadeleye başladı. Ben de diyorum ki, Kürt halkının kendi kaderlerinin
tayin hakkı, ancak politik mücadele ile
başarılır. Bunun için bana karşı durdular. Atatürk hakkında bir
kitap okumayanlar koyu Atatürkçüdür suçlaması getirdiler. Kitaplarımı boykot ettiler.
Kitaplarımın satılmaması için aleyhte her türlü propagandayı yaptılar. Bir
insan, hem Atatürkçü, hem sosyalist olamaz mı? Hem Atatürkçü, hem Kürt ulusunun
kaderlerinin tayin hakkını SAVUNAMAZ MI? İşte ben buyum diyorum. Kürtlerin demokratik tüm haklarının
verilmesini canla başla savunuyorum. Kürt halkının tüm demokratik eylemlerine
katılıyorum. Tek suçum Atatürkçü olmaksa, ben bu suçu her zaman işlerim. Atatürk
ilkelerine bağlıyım. Cumhuriyet ilkelerine bağlıyım. Diyebilirim ki, Anadolu’da
benim gibi ağır koşullarda okuyan belli bir hedefe ulaşan başka kimse az
bulunur. Topraksız bir ailenin çocuğu olarak
bana okumayı kazandıran başta Öğretmen Okullarını, sonra üniversite yollarını
açan Atatürk’ün aydınlanmacı eğitim sistemidir. Kimya dalında Nobel ödüllü Aziz
Sancar da bu ödülü bana kazandıran Atatürk’ün aydınlanmacı eğitimine borçluyum
demiyor mu? Yani 3K’lı olarak suçlanan Hasan Çerçioğlu bir de başka bir K ile
suçlanmaz mı? Yani dört 4K’lı olarak suçlanması ne garip değil mi? Yani
Kemalist! Oysa ben Kemalist değil, Atatürkçüyüm. Kemalistlik diye bir şey
tanımıyorum.
Çevresi
olmayan, yeni hayata atılan, ilk kitabı piyasaya yeni sürülen, tanınmayan bir
yazar için en can acıtıcı yan, en yakınları tarafından koyu Atatürkçülükle
suçlanarak kitaplarının boykot edilmesidir, hem de örgütlü olarak. Bundan daha büyük
bir kötülük olabilir mi? Ama buna rağmen birinci kitabım tükendi, ikinci
kitabım tükenmek üzere, üçüncü kitabım da piyasaya çıkmak üzere.
Eş
başkanları içerde olan HDP’nin
başına gelenler içimizi karartmaktadır. Koşulları eşit olmayan bir mücadele ile
varlığını en zor koşullarda sürdürmektedir. AKP Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun kırsal kesimlerinde bir hinlik
peşinde olduğu ve HDP’yi baraj altında bırakıp
artan oyları kendi lehine çevirmesi için polisiyle, jandarmasıyla, kaymakamıyla
ve valisiyle büyük bir baskı uygulayacağı iddiaları kamuoyuna yansımış
bulunmaktadır. Burada biz aydınlara düşen görev, bu tuzağı birlikte boşa
çıkarmaktır. Madem doğuda ve güneydoğuda baskı var, insanlar korkutuluyor,
baskı görüyor, sandık başına gönderilmiyor, o halde tüm devrimciler, tüm
sosyalistler, tüm komünistler olarak gelin HDP
için barajı batıda devirelim. Yürüyelim sandık başına, yüklenelim sandıklara! Oyumuzu
milletvekili seçiminde HDP’ye, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce’ye kullanalım. Çünkü doğru
olan budur. Doğru bu ise, ben her zaman bu doğrudan yanayım, peki ya siz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder