KURBAN
İslam’da
bugün uygulanan kurban ibadetinin temeli, Hz. İbrahim’e dayandırılır. Rivayete
göre Hz. İbrahim, bir erkek evladı olursa onu Allah’a adayacağına dair söz
verir. Yıllar sonra oğlu Hz. İsmail dünyaya gelir. İsmail büyüyüp kendini
bilecek yaşa geldiğinde, Hz. İbrahim bir rüya görür. Rüyasında oğlunu kurban
ettiğini görmektedir. Durumu oğluna anlatınca Hz. İsmail:
“Babacığım,
emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” der.
Bunun
üzerine ikisi de teslim olur. Hz. İbrahim tam bıçağı çekeceği sırada Allah
tarafından bir koç gönderilir ve İsmail’in yerine onun kurban edilmesi
emredilir. İslam inancına göre bu olay, Kurban Bayramı’nın temelini oluşturur.
Ancak bu
olayın tarihsel gerçekliği kesin olarak bilinmemektedir. Anlatılanların tamamı
rivayetlere dayanır; olayın geçtiği yer ve zaman konusunda net bilgiler yoktur.
Hz. İbrahim’i önemli ve büyük bir peygamber yapan asıl düşünce ise şudur: O
dönemde tanrılara insanların en değerli varlıkları olan çocuklar, özellikle
erkek evlatlar kurban edilirdi. Rivayete göre Hz. İbrahim’le birlikte insan
kurban etme geleneği sona ermiş, onun yerine hayvan kurban edilmeye
başlanmıştır.
Bugün İslam
dünyasında milyonlarca hayvan kurban edilmektedir. Eğer bu anlayış değişmemiş
olsaydı, bugün insanların çocuklarını kurban ettiği bir dünyanın nasıl korkunç
olacağını düşünmek bile ürkütücüdür.
İSLAMİYET’TE KURBANIN KURUMSALLAŞMASI
Hz. Muhammed
dönemine gelindiğinde bu gelenek sürdürülmüş; hicretin ikinci yılında, Miladi
624’te, kurban kesmek dini bir ibadet olarak meşru hale getirilmiştir.
İslam
geleneğine göre Hz. İsmail’in kurban edilmek istendiği yerin, bugün Mekke
yakınlarındaki Mina bölgesi olduğu kabul edilir. Mina, hac ibadetinde şeytan
taşlama ve kurban kesme ibadetlerinin yapıldığı kutsal bölgedir.
Hz.
İsmail’in yaşadığı dönemin MÖ 2000-1800 yılları arasında olduğu rivayet edilir.
Oysa yazının Sümerler tarafından MÖ 4000-5000 yıllarında icat edildiği
bilinmektedir. Eğer bu olaylar yazılı belgelerle kayıt altına alınmış olsaydı,
nerede ve ne zaman yaşandıkları daha net bilinebilirdi.
Bazı
rivayetlere göre Hz. İbrahim, Mısır ile Mekke arasında yaşamıştır. Bir başka
rivayet ise onun Harran ve bugünkü Urfa çevresinde yaşadığını söyler.
URFA’DAKİ İNANÇ
Şanlıurfa’daki
Balıklıgöl’e “Halilürrahman Gölü” denir. “Halil”, Hz. İbrahim’in “Halilullah” yani “Allah’ın dostu” anlamındaki
lakabından gelir.
Rivayete
göre Nemrut, tek tanrı inancını savunduğu için Hz. İbrahim’i Urfa Kalesi’nin
bulunduğu tepeden ateşe attırır. Bunun üzerine Allah ateşe:
“Ey ateş!
İbrahim’e karşı serin ve selamet ol.” emrini verir.
Ateşin suya,
odunların ise balığa dönüştüğü anlatılır. Hz. İbrahim’in de bir gül bahçesine
sağ salim düştüğüne inanılır. Bugünkü Balıklıgöl’ün bu olayın yaşandığı yer
olduğu söylenir.
Yani bir
rivayete göre Hz. İbrahim Harran’da, başka bir rivayete göre Mısır ile Mekke
arasında yaşamıştır. Kesin olan bir şey yoktur; bunların tamamı rivayetlerden
ibarettir.
Ancak nerede
yaşamış olursa olsun, Hz. İbrahim’in insan kurban edilmesine karşı çıkan
anlayışı temsil etmesi, insanlık tarihi açısından önemli bir kırılmadır.
Bugün de
keşke insanlar, hayvan kesmek yerine yoksullara yardım etmeyi, açları doyurmayı
ve ihtiyaç sahiplerine destek olmayı daha büyük bir erdem olarak görebilse…
Belki o zaman insanlık adına daha ileri bir adım atılmış olurdu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder