UZUNDU,
İNCEYDİ, DAL BOYLUYDU ABDULLAH ERDOĞDU.
Cumhuriyetin
aydınlanmacı kadrolarıydı onlar. Edirne’den Van’a, Trabzon’dan Antalya’ya, ülkenin dört bir yanına dağılmışlardı. Şarkılarıyla, türküleriyle, sazlarıyla tempo tutturmuş,
birlikte çalıp birlikte söylüyorlardı. Söyledikleri
Anadolu ezgileriydi. Kurtuluş günlerinde bir araya gelir, tek yürek tek yumruk olur,
aynı dili konuşurlardı. O dil herkesimin anlayacağı aydınlamacı bir dildi. Kimsenin
kimseyi dışlamadığı, kimsenin kimseyi horlamadığı bir dildi. O dil Köy Enstitülerinin
diliydi. Karanlığa karşı haykıran bir dildi.
Aydınlatmacı bir ruhtu
onlarınki. O ruh Köy Enstitülerin ruhu idi. Keller Köyü’nde Üç Hüseyinlerle
başlayan o ruh, Akçadağ Köy Enstitüsünden gelen bir ruhtu. Aynı kervanda
Hüseyin Akgün, Hasan Şahin ve Abdullah Erdoğdu da vardı. İkinci dönem
mezunlarıydı. Hüseyin Akgün, Hasan Şahin, atlarına binip erken ayrılmışlardı aramızdan.
11 Eylül 2015 günü geçirdiği kalp kriziyle ABDULLAH Erdoğdu da güzel atına
bindi yoldaşlarının peşi sıra gitti.
İnceydi,
uzundu, dal boyluydu Abdullah Erdoğdu. Kaşı gözü karaydı. O başöğretmenimizdi. Gazi
Eğitim Enstitüsünü sonradan bitirmiş, İlköğretim Müfettişi olmuştu. Ne sıcak bir yaklaşımları vardı. Birbirlerine
“KÖYLÜM” diye hitap ederlerdi. Ülkenin birçok
iline, kasabasına, köyüne, Köy Enstitüsünün ruhunu taşımışlardı. Onlar bizim
köylüydü. Köyde de birbirlerine “Köylüm” diye hitap ederlerdi. Keller
Köyü’nde okuma çığırını açan onlardı. Köy Konağımız yoktu. Her ev bir konaktı.
Onlar konak gibi evlerde toplanır, birlikte oturur, Köy Enstitüsünün ruhundan
bahsedelerdi. Bazen saz, bazen mandolin çalar, düğünlerimizi şenlendirirlerdi. Biz
de onları coşkuyla seyreder bol bol dinlerdik. Bazen okumanın yararlarını, cumhuriyetin
değerlerini, Atatürk’ün Büyüklüğünü, Atatürk ilkelerini defalarca bize ve babalarımız
anlatırlardı. Bizler onların ürünleriyiz. Onların bizlere aşıladığı okuma coşkusu,
seller sular gibi akmaya başladı. Onların aşıladıkları ruhla kızlı erkekli, okumaya
başladık, tüm ülke duydu sesimizi. Değil yörenin, değil Malatya’nın, Türkiye’nin
en çok okuyan aydınlık köyü olduk. Bir ara “Keller” adını değiştirip “Aydınlar”
Köyü olarak adlanacaktık. Nedense eski adımız ağır bastı “Keller” olarak
kaldık. İşte tüm bunlar Başta Köy Enstitüsü mezunları olmak üzere Üç
Hüseyinler,( ÇOLAK; ÇÖPÜR, ERDOĞDU) ile başlayan ve onları izleyen Hüseyin
Akgün, Hasan Şahin ve Abdullah Erdoğdulardı. Bu gün bir yerlere gelmişsek,
yerimizi onlara borçluyuz. Güle güle diyoruz onlara… Ne mutlu Cumhuriyetin
aydınlarına, karanlık köylere meşale yakıp aydınlatanlara, yolunuzu açık olsun
diyoruz. Bize aydınlık bir yol bıraktınız. Biz de sizi unutmayarak
unutturmayarak aydınlanmacı ruhumuzla ödün vermeden gösterdiğiniz yoldan
durmadan ilerleyeceğiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder