17 Eylül 2016 Cumartesi

MEYDAN KÖTÜLERE KALDI.
Tarık Akan’ı kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Önümüze ışık yakanlar aramızdan ayrılıyorlar birer birer. Onlar bir kuşaktı, cumhuriyetin yetiştirdiği aydın bir kuşaktı. Sanatın her alanına yayılan bir kuşaktı. Onlar karanlığa ışık yakanlardı. Şimdi giderek ışığımız kararıyor, karanlık basıyor ruhumuzu. O güzel insanlar aramızdan ayrılırken yerleri de doldurulmuyor. Ortam giderek kararıyor. Yürekli güzel insanlar aramızdan ayrıldıkça meydan kötülere kalıyor. Tarık Akan yürekli yiğit bir yurt severdi. Oynadığı her filimde kötüleri yenerdi. İşçilerin ezilenlerin dostuydu. Maden filminde oynadığı rolüyle işçilerin alın terini dile getirmişti. Yılmaz Güneyin senaryosunu yazdığı “Sürü” filmiyle Güneydoğu insanının yaşam biçimin yani bizi anlatmıştı. Onun için o ezilenlerin bir parçasıydı. SÜRÜ filmiyle tanımıştım Tarık Akan’ı. Ardından Maden, Yol, Kanal gibi toplumsal içerikli filmlerini izlemiştik. Toplumu ve toplumsal sorunları dile getirdiği için seviyorduk. O bir devrimciydi. O bir üreticiydi. Üretici olmayan zaten devrimci olamazdı. Uzundu inceydi kalıbının adamıydı. Kalıbının insanı dediğimiz adam, Tarık Akandı, adam gibi adamdı. Hep kötülere karşıydı. Oynadığı her filmde kötüleri yenerdi. Gerçek hayatta da her eylemde, hep önde hep kötülerin barikatlarına göğüs gererdi. Seni unutmayacağız Tarık Akan. Ezilenler hakkında bir film izlediğim zaman seni anacağım. Sen halkın gönlünde taht kurdun. İşte senin cettin orasıdır. Güle güle git, güzel insan.

Hiç yorum yok: