DÜN GECE BİR RUYA
GÖRDÜM.
Sabah uyanır uyanmaz
eşimi mutfakta kahvaltı hazırlarken gördüm.
“Dün gece bir rüya gördüm” dedim
“Hayırlara vesiledir inşallah” dedi
“Rüyamda hapishaneler boşalmış, yazarlar çizerler akademisyenler serbest
bırakılmış, Diyarbakır hapishanesi
yıkılmış yerine uzay istasyonu kurulacakmış. Başbakan bu gün Diyarbakır’a gidip
uzay istasyonun temelini atacak. Temel atma törenine Suriye, Irak, İran,
Yunanistan Rusya gibi komşularımızın devlet başkanları davet edilmiş, Yurtta
barış dünyada barış hayata geçirilmiş.
Tüm ülkede barış mitingleri düzenlenmiş herkes hoş görü içinde farklı
diller kullansa da barış şarkılarını söylüyor. Pencereye doğru gidiyorum, bir
Nisan sabahı ağaçlar çiçek açmış, doğa zümrüt gibi yeşile bürünmüş, dağlardan
tatlı bir sabah yeli esiyor. Deniz gibi uzayan masmavi, gökyüzünde kuşlar bayram edercesine uçuşuyor,
güneş tüm çıplaklığıyla doğayı aydınlatıyor tek bulut görünmüyor. Pencereyi
açıyorum, ciğerlerime bol oksijenli hava çekiyorum. Sokaklara bakıyorum herkes
barış şarkıları söylüyor, çocuklar boş bir arsada top koşturuyor birbirlerinin
kalelerine gol atıyor, sonra da birbirlerine sarılıp kucaklaşıyor kardeşçesine…
14 yıllık kâbus bitmiş. Memleketime, baharla birlikte barış, huzur, refah gelmiş.
Hoşgörü her alanda hâkim olmuş. Kardeş kardeşi vurmuyor artık. Analar
ağlamıyor, eşler dul, çocuklar yetim kalmıyor. İnanç ve yaşam biçimleri
denetlenmiyor. Yanı başımızdaki caminin minaresinde cemaat bayram namazına
çağırılıyor? O de ne bugün bayram değil,
bayram salası nerden çıktı? Diye soruyorum kendi kendime.
*
Televizyonu açıyorum bir barış şarkısı çalıyor, başka bir kanala geçiyorum, o da aynı… Demek
yandaşlık diye bir şey kalmamış gazeteciler gazeteciliğini medya medyalığını
yapıyor. Haberlere geçiliyor, tüm kanallar
doğru haberler verme çabasında... Kâbuslu günler geride kalmış, yeni bir düzen kurulmuş,
bu düzende yeni iş sahaları açılmış, savaşlar olmayacakmış, silaha harcanan paralarla
gelişmemiş bölgelere iş alanları açılacakmış, uygulamaya konulan yeni plana göre
Diyarbakır’da bir uzay istasyonu, Mardin Şırnak, Bingöl Ağrı Kars gibi kentlerde
deri ve ayakkabı fabrikaları kurulacakmış, hayvancılığın geliştirilmesi için
hükümet teşvik kredileri veriyormuş. Köye dönüş için hükümet yeni bir plan yapmış.
Artık et, yağ, peynir, hatta saman dahi ithal edilmeyecekmiş. İşadamları ellerini taşın altına iyice sokmuşlar.
Dolayısı ile gençler, ‘Ben ne olacağım’ diye geleceğe olan güvenleri artmış tüm
kuşkuları ortadan kalkmış. Hocaları da söylemlerinden dolayı tutuklanmıyor.
Basın özgürlüğü tam manasıyla işliyor.
“Bu da nerden çıktı? Dün can
güvenliği korkusuyla insanlar sokaklara çıkamazken bugün neden böyle oldu?”
diye soracak olursanız 16 Nisan’da sandıktan HAYIR çıktı da ondan...
“Böyle bir düzeni ancak rüyanda görürsün” dedi eşim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder