19 OCAK 2007 HRANT DİNK 12 YIL ÖNCE BU GÜN ÖLDÜRÜLDÜ. Tam 12 yıl geçti Hrant aramızdan ayrılalı. 19 Ocak 2007'de kaleme aldığı son makalesinde "Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmazlar" yazdıktan saatler sonra İstanbul'un en merkezi noktalarından birinde, Şişli'de, yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin önünde öldürüldü. Hrant katledileli tam 12 yıl oldu, ama cinayetin ardından başlayan hukuki süreç hala sonuçlanmadı. Yıllardır süren dolambaçlı hukuk mücadelesi hala devam ediyor, Neredeyse zaman aşımına uğratıp kim vurduya gidecek. Tıpkı 24 Ocakta kapısının önünde öldürülen gazeteci Uğur Mumcu gibi. Tıpkı Diyarbakır'ın Sur ilçesinde, daha önceki çatışmada zarar gören 4 ayaklı minare önünde bir grup avukat ile birlikte saat 11 civarında açıklama yaptığı sırada vurulan Tahir Elçi gibi.. Tıpkı. 1 Şubat 1979 yılında Nişantaşı'ndaki evine giderken otomobilinde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Abdi İpekçi gibi, 30 yıllık zaman aşımı nedeniyle, Abdi İpekçi suikastı davasının kapandığı gibi. Bu ülkede yazmak çizmek düşüncelerini ifade etmek suç sayıldığı gibi dışlanmak da ötekileştirilmek de tıpkı Maraş’ ta Sivas’ta, Malatya da 1993 yılında Madımak katliamı gibi. Hrant Dink Ermeni asıllı bir gazeteciydi. Dışlanmış ötekileştirilmiş ti. Öldürülmesinden 4 gün sonra, 23 Ocak 2007'de düzenlenen cenaze törenine İstanbul’un ve Türkiye'nin her köşesinden gelen on binlerce insan katılmıştı. Ben de o törene katılmıştım. Şişlideki Agos gazetesinin önünden başlayarak 8 kilometrelik bir güzergah üzerinden Kum kapı Meryem ana Ermeni Kilisesi’ne kadar yürümüştük, hep bir ağızdan “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeni’yiz” diye slogan atmıştık. Mademki dışladıklarınızı, mademki ötekileştirdiklerinizi öldürüyor ya da öldürtüyorsunuz. Biz de dışlanmışlarız biz de ötekileştirdikleriniziz, buyurun bizleri de öldürün demiştik. Sayılmayız parmağ ile Tükenmeyiz kırmağ ile Taşramızdan sormağ ile Kimse bilmez ahvalimiz Ozanın dediği gibi biz milyonlarız. Kırmakla tükenmeyiz. Kürt’üz-Türk’üz, Ermeniyiz. Aleviyiz-Sünniyiz, ama önce insanız. Yıllarca öldürüldük sürüldük işkence tezgahlarından geçtik. Kanımız üstünde iktidarlar kurdunuz. Emeğimizi çaldınız saraylar diktiniz. Bir gün o sarayların başınıza yıkılmayacağını kim garanti edebilir. Sanmayız ki bu düzen böyle sürecek er geç kısa çöp uzundan hakkını alacak. Ekilir ekin geliriz, ezilir un geliriz, Bir gider bin geliriz, bizi vurmak kurtuluş mu?
by Hasan Çerçioğlu
2019-01-18T19:57:27.000Z
from Facebook
via IFTTTfrom Facebook
via IFTTT
Hasan Çerçioğlu Ankara'da yaşayan ve edebiyatla ilgilenen emekli bir inşaat mühendisidir. Yayınlamış olduğu blogu, hayata bakışı hakında kişisel görüşlerini ifade etmektedir.
18 Ocak 2019 Cuma
19 OCAK 2007 HRANT DİNK 12 YIL ÖNCE BU GÜN ÖLDÜRÜLDÜ. Tam 12 yıl geçti Hrant aramızdan ayrılalı. 19 Ocak 2007'de kaleme aldığı son makalesinde "Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmazlar" yazdıktan saatler sonra İstanbul'un en merkezi noktalarından birinde, Şişli'de, yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin önünde öldürüldü. Hrant katledileli tam 12 yıl oldu, ama cinayetin ardından başlayan hukuki süreç hala sonuçlanmadı. Yıllardır süren dolambaçlı hukuk mücadelesi hala devam ediyor, Neredeyse zaman aşımına uğratıp kim vurduya gidecek. Tıpkı 24 Ocakta kapısının önünde öldürülen gazeteci Uğur Mumcu gibi. Tıpkı Diyarbakır'ın Sur ilçesinde, daha önceki çatışmada zarar gören 4 ayaklı minare önünde bir grup avukat ile birlikte saat 11 civarında açıklama yaptığı sırada vurulan Tahir Elçi gibi.. Tıpkı. 1 Şubat 1979 yılında Nişantaşı'ndaki evine giderken otomobilinde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren Abdi İpekçi gibi, 30 yıllık zaman aşımı nedeniyle, Abdi İpekçi suikastı davasının kapandığı gibi. Bu ülkede yazmak çizmek düşüncelerini ifade etmek suç sayıldığı gibi dışlanmak da ötekileştirilmek de tıpkı Maraş’ ta Sivas’ta, Malatya da 1993 yılında Madımak katliamı gibi. Hrant Dink Ermeni asıllı bir gazeteciydi. Dışlanmış ötekileştirilmiş ti. Öldürülmesinden 4 gün sonra, 23 Ocak 2007'de düzenlenen cenaze törenine İstanbul’un ve Türkiye'nin her köşesinden gelen on binlerce insan katılmıştı. Ben de o törene katılmıştım. Şişlideki Agos gazetesinin önünden başlayarak 8 kilometrelik bir güzergah üzerinden Kum kapı Meryem ana Ermeni Kilisesi’ne kadar yürümüştük, hep bir ağızdan “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeni’yiz” diye slogan atmıştık. Mademki dışladıklarınızı, mademki ötekileştirdiklerinizi öldürüyor ya da öldürtüyorsunuz. Biz de dışlanmışlarız biz de ötekileştirdikleriniziz, buyurun bizleri de öldürün demiştik. Sayılmayız parmağ ile Tükenmeyiz kırmağ ile Taşramızdan sormağ ile Kimse bilmez ahvalimiz Ozanın dediği gibi biz milyonlarız. Kırmakla tükenmeyiz. Kürt’üz-Türk’üz, Ermeniyiz. Aleviyiz-Sünniyiz, ama önce insanız. Yıllarca öldürüldük sürüldük işkence tezgahlarından geçtik. Kanımız üstünde iktidarlar kurdunuz. Emeğimizi çaldınız saraylar diktiniz. Bir gün o sarayların başınıza yıkılmayacağını kim garanti edebilir. Sanmayız ki bu düzen böyle sürecek er geç kısa çöp uzundan hakkını alacak. Ekilir ekin geliriz, ezilir un geliriz, Bir gider bin geliriz, bizi vurmak kurtuluş mu?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder