25 Şubat 2026 – Muzaffer İlhan Erdost’un 6-4 yılı
Ölümünün Altıncı Yılı
Bugün,
Muzaffer İlhan Erdost’un aramızdan ayrılışının altıncı yılı. O; bir yazar, bir
şair ve düşünceye adanmış bir aydındı. “Gerçek tanrı bilgenin yüreğindedir. Derler.
Bilgeler ölümsüzdür. Eserleri elden ele dilden dile dolaştıkça varlıklarını sürdürürler.
“Bir
bilge öldüğünde bir kütüphane yanar” denir. Çünkü bilge insanların zihni;
fikirlerin, deneyimlerin, şiirlerin ve tarihin taşıyıcısıdır. Onlar öldüğünde
yalnızca bir insan değil, büyük bir birikim de yitirilir. Ancak Muzaffer İlhan
Erdost, düşüncelerini yalnızca hatıralara bırakmadı; onları kalıcı eserlere
dönüştürdü. Kurucusu olduğu Sol Yayınları ve Onur Yayınları, bu düşünsel emeğin
somut mirasıdır. Onu anmanın en gerçek yolu da bu mirası korumak ve geleceğe
taşımaktır.
Sol
Yayınları ve Onur Yayınları, yalnızca birer yayınevi değil; bir düşünce
geleneğinin taşıyıcısıdır. Erdost, baskıcı dönemlerde sosyalist düşüncenin
kamusal alanda varlığını sürdürebilmesi için ağır bedeller ödedi. Onun kaybı,
sadece bir insanın değil; bir hafızanın ve direncin kaybıdır.
Bilgelere
yalnızca yas tutmak yeterli değildir. Asıl anlamlı olan, onların açtığı yolda
yürümektir. Yas kabullenişi çağrıştırabilir; oysa Erdost’un yaşamı,
kabullenmeyi değil değiştirmeyi öğütler. Düşüncenin suç sayıldığı dönemlerde
dahi düşünmekten ve yayımlamaktan vazgeçmeyen bir duruşun temsilcisidir o.
Erdost,
kitabı ticari bir nesne olarak değil, insanlığın ortak birikimi olarak gördü.
Bu anlayışın bedelini ödedi; acılar yaşadı, kardeşini ve yoldaşlarını yitirdi.
Ancak geri adım atmadı. Onun direnci, karanlık zamanlarda bile aydınlığın
mümkün olduğunu gösterdi.
Bugün
onu anarken, düşünce özgürlüğüne sahip çıkmanın önemini bir kez daha
hatırlıyoruz. Yasaklanan her kitabın, susturulmak istenen her sözün yanında
durmak; yalnızca bir kişiyi değil, toplumsal vicdanı savunmaktır. Çünkü düşünce
baskılandığında toplum yoksullaşır; kitap susturulduğunda insanlığın sesi
kısılır.
Erdost’un
mirası yalnızca raflardaki kitaplar değildir. O miras; düşünme cesareti,
direnme iradesi ve onurlu bir yaşam ısrarıdır. Bu mirası yaşatmak,
yıldönümlerindeki anmalarla sınırlı kalamaz; her haksızlık karşısında söz
almakla, her adaletsizlikte dayanışma göstermekle anlam kazanır.
Bugün
sadece bir anma değil, bir sorumluluk bilinci de taşıyoruz. Onun açtığı yolda
yürümeye, savunduğu değerleri büyütmeye ve bıraktığı yerden mücadeleyi
sürdürmeye kararlıyız.
Muzaffer
İlhan Erdost’u saygı ve minnetle anıyoruz. Sözüne, kitabına ve düşünsel
mirasına sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder