ALEVİLİKTE HIZIR KÜLTÜ
Hızır, Alevi yol inancında darlığın, yokluğun, zorluğun ve tükenen umudun
çaresi, aman dileyenlerin yoldaşı, yardımcısı ve sığınılan son liman, mitolojik
bir kahramandır. O, her yerde hazır ve nazır, tüm çaresizliklere derman, ismi
her daim dilde, yürekte olan özel ve yüce bir varlıktır.
Hızır ölümsüzdür. Bu sebeple Alevi yolunun tüm diğer kutsal sözcüklerinden
daha çok Söylenir. Hızır her derde, her soruna, karda kışta ve türlü türlü
donlarda (giysilerde), bazen uçarak, bazen koşarak gelen ve çare üreten,
doğaüstü, insanüstü yeteneklere sahip, Alevi inancına göre Hakk’ın yeryüzünde
insan cemalindeki yansımasıdır.
Hızır için verilen unvan o kadar çoktur ki;
O, hem denizlerin, ırmakların üstündekidir. (Xızıre Sere derya u denguzan).
O, hem kelekleri, hem gemileri yüzdürendir. (Xızıre Sere kelek (1) u
keştiyan).(2) O hem de her zor koşulda, fırtınada, tipide, açlıkta, yoklukta,
ihtiyaç duyulduğu her yerde olan, hem yola ve yolcuya da yoldaş olandır.
Hızır’ın uğradığı, çağrıldığı evde, ocakta, köyde bolluk, bereket olur,
huzur ve sağlık olur. Oraya dert, tasa, yokluk ve hastalık girmez. Adına niyaz
edilen kömbe, çörek, lokmalar kutsaldır. Hızır
kurtaran, koruyup kollayan, çare olan, karanlıkları aydınlatan, zalime
direnen, her soruya yanıt olabilen bilgeliğin, ölümsüzlük sırrına ermiş insan-ı
kâmildir, yaratıcılığın, Hakk’ın simgesidir.
Ozan (Âşık) İhsani bir türküsünde Hızır için;
“Haksın ve Hakk’ın varlığı
Aydınlat bu karanlığı
Zalime göster darlığı
Yetiş ya Bozatlı Hızır,” diye seslenip karanlıkları aydınlatmasını ve
zalimlere direnmesini ister.
Hızır, her şeyin sahibidir de aynı zamanda. Dağların, nehirlerin, göllerin,
geçitlerin, suların da sahibidir. Alevilerin yaşadığı bölgelerde, özellikle de
Dersim ve Koçgiri coğrafyasında Hızır’ın adıyla anılan, ona atfedilen mekân,
dağ, göl, vadi, ağaç isimleri kutsal kabul edilir.
Hızır Gölü (Golla Xızır, Gole Xızır), Hızır Köprüsü (Pırra Xızır, Pırde
Xızıri), Hızır Mekânı (Mekâna Xızır, Mekâne Xızıri), Hızır Yolu (Riya Xızır,
Reya Xızıri) ifadelerine rastlarız.
Pir Sultan Abdal der ki: “Binbir adı vardır birisi Hızır, / Nerede çağırsan
orada hazır.”
Alevi coğrafyasında, Dersim’de, Koçgiri’de, sabah güneşin doğuşuyla
birlikte Aleviler yüzlerini güneşe dönüp (Kürtçe-Kurmanci) diliyle ‘Yetiş ya
Hızır’ diyerek medet umdukları, her durumda seslendikleri Bozatlı bir uludur.
“Ya suwarê peşiya ro helatê,
Ya Xızıre ser kelek û keştiyan,
Ya melekê dı ser herdê û ezmin
Ya hiva zerî
Ya Heq, Ya Eli, Ya Pir!
Ya Xızıre Kal,
Tu ji mera bibe Reyber û Heval.”(3)
Keza Dersim, Varto, Bingöl, Erzincan, Elazığ ve Sivas’ta Zazaca konuşan
Aleviler, anadilleri için, “Bizim Dilimiz Hızır Dilidir” demek olan, “Zone ma
zone Hızıriyo” derler. Hızır, evlere beyaz giysiler içinde, aksakallı, bastonu
elinde yaşlı bir bilge, yayan ya da bir boz atın üstünde, bazen bir yolcu, kimi
zaman bir yabancı gibi habersiz mihman olur. Hızır’ı mihman etmek çok önemli
bir dilek olup, değerli konuklar için “Hızır’ın misafiri” ifadesi kullanılır ve
her gelen misafire Hızır’dır denir ve kapıdan geri çevrilmez.
Aleviler, günlük yaşam içindeki bir işe başlarken, bir yolculuğa giderken,
sorunlu bir durumla, olayla karşılaşınca ya da bir mutlu işe koyulurken de “Ya
Hızır” diye seslenir ki, bu Hakk’a seslenmekle eşdeğerde, eşanlamdadır.
HHIZIR GÜNLERİ - ORUCU:
Alevi inancında, 21 Aralık gününde başlayıp 21 Mart Newroz ile biten
günlere Çılle (Zemheri), Çılle Ayları (4) denir. Zemherinin bitiş tarihi olan
13 Şubat’la birlikte Hızır günleri başlar.
1. ÇILLE, 21 Aralık’ta başlar şubatın ilk haftası sonu biter. Bu aya Gağan
Ayı denir.
2. ÇILLE, şubat ayı başlarında başlar, 21 Mart’a kadar olan süreyi kapsar.
Alevi inancında şubat ayı Hızır ayıdır. Dersim bölgesinde ise Hızır ayı, ocak
ortasında başlayıp, Şubat ayı ortasına kadar
devam eder.
3. ÇILLE, 21 Mart’ta gündüz ile gecenin eşitlendiği, baharın gelişinin
müjdecisi olan Newroz bayramıyla başlar, 5-6 Mayıs’ta Hıdırellez bayramıyla
sona erer.
Hızır olgusu ve kültü, Türkmenistan, Azerbaycan gibi Türki cumhuriyetlerde,
İran, Irak, Suriye, Lübnan, Mısır gibi Ortadoğu ülkeleri, Fas, Cezayir gibi
Kuzey Afrika ülkeleriyle Arnavutluk ve Makedonya, hatta tüm Balkanlar’da ve
Anadolu’da yaşanıyor / yaşatılıyor. 6 Mayıs günlerinde bu coğrafyalarda Hızır
ve İlyas adlarInın birleşimi ile Hıdırellez, binlerce yıl öncesinden beri gelen
bir bayram olarak kutlanır.
Şubat ayındaki Hızır günleri, Alevi Kızılbaş kültürünün en önemli
günleridir. Bu günlerde Hızır’ın kendi taraflarında dolaştığına inanan
Aleviler, 13, 14, 15 Şubat’ta 3 gün (bazı klanlarda Şubatın 2.Perşembesinden
başlayıp 7 gün oruç tutarlar) Hızır orucu tutarlar. Oruç gece Yarısından
itibaren ertesi günün akşam gün batımına kadar devam eder. Üçüncü günün Sonunda
pişirilen kömbe, niyaz ve lokmalar konu komşuya pay edilir ve Hızır Cemi
yapılır.
Hızır günlerinde yemek olarak babuko,(5) bıcık (6) ve bulgur pilavının
yanında buğday, sac üzerinde kavrulup soğutulur, sonra dıstar (7) denilen
taştan el değirmeninde un haline getirilip sıcak suda hamur haline getirilen ve
adına ‘Hızır Kavutu’ denilen kavrulmuş ve öğütülmüş buğday irmiğinden sade bir
helva yapılır. Bu helva tepsiye konarak ortası derinleştirilir ve bu orta kısma
şerbet veya süzme bal eklenir. Sonra da, üstüne eritilmiş tereyağı dökülüp
kaşıkla yenir.
Hızır günlerinin önemli geleneklerinden biri de, genç kız ve erkeklerin
orucun son gününde su içmeyip bir dilekte bulunarak yatmalarıdır. Bu durum,
suyu rüyalarında kimden, nereden içtikleri, kısmetlerinin nerede olduğu ve
Hızır’ın kendilerine yardımcı olduğuna ilişkin inançtan kaynaklanır.
Kureyşan Ocağı evlatlarından Musa Kâzım Engin, Alevi Kızılbaşlar Hızır’a,
“Hem tarihsel, hem inançsal ve hem de mitolojik bir kimlik olarak ortaya çıkan,
(….) en güzel kavramlarla Belleklere kazınan ve sürekli yaşatılan, yaşatılmakta
olan ulu kişilerin kimliğini yüklemiştir” der. Engin, “Hızır, bütün inanç
çağlarını kendi özetinde sunan bir simge olarak Tufan’da, Gılgameş’ın esrarlı
sularında, dağlarında, ormanlarındadır. O, Ahura Mazda’daki Kutsal Beyaz Ruh,
Supaniler’in gökleri izleyen tanrısı Haldi, gökteki kutsal ruhu Homa,
şimşeklere binen hız tanrısı Teişeba, Hurrilerin fırtına tanrısı Teşup, İran’da
Ab-ı Hayat içen Behruz, Hıristiyanlıktaki Nikolaus, Aleviler için Bozatlı
Hızır’dır” diye devam eder.
Hızır günleri ve Hızır lokması bütün bu yazılanların ötesinde toplumsal
dayanışmanın ve paylaşmanın en önemli sembolüdür.
KAYNAK:
* ALEVİLİK TARİHİ, Erdal YILDIRIM, Sayfa 81-86, Babek Yayınları, 2.Baskı,
İstanbul 2023
NOTLAR:
1- Kelek, Kürtçe bir söcük olup, bir çeşit ırmak taşıtıdır. Kesilen
keçilerin derilerinden yırtmadan yüzülmesinden meydan gelen tulumların
şişirilmesi ve bunların birbirine bağlanmasından sonra üzerlerine çekilen
direklerden oluşan bir tür sal demektir
2- Keşti, Kürtçe ‘Gemi’ demektir.
3- Ya güneşin önündeki güneş / Ya kelek ve gemilerin Hızır’ı / Ya yerde ve
gökteki melek / Ya altın ay / Ya yaşlı Hızır / sen bize Rehber ve yoldaş
olasın!
4- Çılle: Kürtçe ‘Kış mevsimi’, aralık, ocak, şubat, mart ayları.
5- Babuko, Kilora Sir, Sîr, Zêrvet: Sivas, Dersim, Erzincan, Elazığ,
Bingöl, Kayseri çevresinde kömbenin orta kısmının oyulup, içinden çıkarılan
parçaların oyulan kısma konulması, üzerine de tuzlu tereyağı ve sarımsaklı
yoğurt kıvamlı ayran eklenmek suretiyle hazırlanan yiyecek. Tereyağı şerbetle
karıştırılarak soslanırsa babuko, ortası oyularak servis edilirse Zervet denir.
Bu hamur yemekleri bazı bölgelerde farklı da yapılmaktadır.
6- Bıcık: Dersim yöresinde yapılan bir tür Hızır böreği.
7- Dıstar: El gücüyle çalıştırılan buğday, baharat ve keven öğütmeye
yarayan bir tür küçük değirmen
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder