Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisî İttifakı: Alevilere Karşı Bir Sünni-Şafii İttifakı mı?
Son günlerde Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisî ittifakı yeniden siyasi tartışmaların merkezine taşındı. Önce TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un 21 Mayıs 2025'te Şırnak Üniversitesinde yaptığı konuşmada, "Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisî'nin Çaldıran'da Şah İsmail'e karşı kurduğu ittifak, Anadolu'daki Müslüman toplulukların başının daha dik dolaşmasını sağlamıştır." sözleri gündem oldu.
Ardından gazeteci Kemal Öztürk'ün Suriye'deki Arap Alevileri hakkında kullandığı sert ifadeler ve son olarak Abdullah Öcalan'ın yeni süreci "Yavuz Sultan Selim–İdris-i Bitlisî ittifakı" benzetmesiyle açıklaması, bu tarihsel olayın yeniden tartışılmasına neden oldu.
Peki, yaklaşık beş yüz yıl önce yaşanan bu ittifak neden bugün tekrar gündeme getiriliyor? Alevi toplumunun hafızasında derin izler bırakan bu olay üzerinden ne anlatılmak isteniyor?
İdris-i Bitlisî, Yavuz Sultan Selim'in en önemli danışmanlarından biri olarak Çaldıran Savaşı öncesi ve sonrasında Doğu Anadolu siyasetinde önemli rol oynadı. Eserlerinde ve Yavuz'a sunduğu raporlarda Kızılbaşları "dinden sapmış", "fitne çıkaran" ve "devlet için tehlike oluşturan" topluluklar olarak nitelendirdi. Onlara karşı mücadeleyi dinî ve siyasi bir görev olarak savundu.
Çaldıran Savaşı'nın ardından Kızılbaş olduğu düşünülen birçok kişi kayıt altına alındı. Tarihsel belgelerde sürgünler, idamlar ve mallara el koyma gibi uygulamalardan söz edilmektedir. İdris-i Bitlisî'nin bazı eserlerinde Kızılbaş köylerine yapılan seferler ve öldürülen kişiler anlatılır. Bu metinlerde kadınların, çocukların ve malların savaş ganimeti sayıldığına ilişkin ifadeler de yer almaktadır.
Yavuz Sultan Selim döneminin önemli din âlimlerinden İbn Kemal'in fetvalarında da Safevi yanlısı Kızılbaşların devlete isyan ettiği ileri sürülmüş, onlarla savaşmanın dinen caiz olduğu savunulmuştur. Daha sonraki dönemlerde benzer fetvalar Osmanlı'nın mezhep ve devlet siyasetini destekleyen belgeler olarak kullanılmıştır.
Bugün birçok tarihçi, Çaldıran sonrasında Kızılbaşlara yönelik ağır baskılar uygulandığı konusunda görüş birliği içindedir. Ancak öldürülen kişi sayısı ve bazı olayların kapsamı konusunda farklı değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu nedenle tarihî olayları abartmadan, belgeler ışığında değerlendirmek önemlidir.
Alevi toplumu açısından Yavuz Sultan Selim dönemi yalnızca bir savaşın değil, aynı zamanda katliam, sürgün ve ayrımcılık hafızasının simgesi olarak görülmektedir. Bu nedenle "Yavuz–İdris-i Bitlisî ittifakı"nın günümüz siyasetinde yeniden gündeme getirilmesi, geçmişte yaşanan acıları ve toplumsal travmaları yeniden hatırlatan hassas bir konu olmaya devam etmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder