17 Haziran 2019 Pazartesi


MİTİL
Sözlük anlamı: Yüz geçirilmemiş yatak yorgan yastık ya da minder.  Mitili, garibanlar, ırgatlar, ameleler çok kullanır. Biz de çok kullandık.  Topraksız aileler ilkbaharda mitilini sırtına alır, ya Çukurova’ya, ya da eskilerinin deyimiyle Hamik Ovası, yenilerinin Amik ovası dedikleri yerlere serpilir, ya çadır kurar, ya da çerden çöpten kulübe yapar içine mitili atarlardı.   Uçsuz bucaksız ağaların topraklarında şafağın kızıllığından, akşam gün aşımına dek çalışır, pamuk çapalarlardı. Bizim aile de topraksız olduğu için, yılda en az iki kez mitilimizi sırtımıza alır Çukur ovaya gider ırgatlara katılır, bir, ya da bir buçuk ay çalışır gündelik 2,5 ile 3 lira ücret alır,  geçimimizi öyle sağlardık. Ortaokul, ya da Öğretmen Okulu sıralarında da yalnız başıma mitilimi sırtıma alır, ya Sultan Suyu Harasına, ya da bir inşaat şirketinin şantiyesine mitilimi serer, çalışır okul harçlığımı çıkarırdım. Ben bu koşullarda okudum. Gelelim Devlet Bahçelinin mitiline
“Eğer seçim tekrarlanırsa son güne kadar İstanbul’da bulunacağım, Karargâh kuracağım yani İstanbul’a mitili atacağım” demişti. Gerçekten öyle oldu mu? Devlet bahçeli İstanbul’a karargâh kurdu mu, ya da Mitili, İstanbul’a attı mı? O mitil nasıl bir MİTİLMİŞ. Son model Mercedes arabasına binip Mehter Marşıyla İstanbul’a girmek, bir gün sonra yine aynı  Mercedes’le geldiği gibi yine mehter marşıyla doludan kaçar gibi İstanbul’dan kaçmak İstanbul’a mitili atmak mı oluyor? Can kurban öyle mitile… Kim istemez ki öyle mitili. Keşke benim de öyle mitilim olsa…
Gelelim büyük abisi Erdoğan’a “İstanbul’un otuz dokuz ilçesine Dombıra’yle gireceğim, otuz dokuz ilçede miting yapacağım” demişti Erdoğan. Sonra ne oldu?  Bence Erdoğan’a bir haller olmuş? Sık sık televizyon kanallarına çıkar, her gün en az üç yerde miting yapar,   ona buna on kez parmak sallardı. Biz o Erdoğan’a da hasret kaldık. Onu bu kez tv kanallarında sık göremez olduk. Erdoğan’a ne oldu?  Erdoğan’ın sesini soluğunu kesen ne oldu?   Hani her seçimden kentin bir başından diğer başına çalınan Dombıra’sına ne oldu? O Dombıranın sesine hasret kaldık bu seçimlerde. Keşke son kez bir çalsa da sesini duysak! O muhteşem müziğe ne oldu? Cengizhan o Dombıra müziğiyle ne güzel de at koşturuyordu Moğolistan bozkırlarından.  Erdoğan’a ne oldu? Dombıraya ne oldu merak ediyoruz.  Duyduğum kadarıyla Allah göstermesin o kötü hastalığı nüks etmiş diyorlar, acaba öyle mi? Öyleyse, onun bizim hastalığımıza üzüldüğü kadar biz de ona çok üzülüyoruz. Çok çok geçmiş olsun diyoruz..
İstanbul denmişken, şu Okçuluk Vakfı hakkından da bir iki şey yazmak istiyorum. İBB'den okçuluk vakfına 16.5 trilyon lira yatırıldığı iddiası var. Bu iddia doğru mu? Doğru ise biz de hatırlatalım "Yahu Malazgirt Meydan Muharebesinde bu kadar ok atıldı mı? Ya da İstanbul’un fethinde bu kadar ok atıldı mı? Ya da Anadolu’da beylikler arası savaşlarda bu kadar ok atıl mı bilmiyorum. Bilen varsa bizi aydınlatsın.   Sonra biz hangi çağda yaşıyoruz. Okçuluk çağına mı dönüş oluyor?  Ok fırlatmak hangi çağın silahı. Acaba Bilal Erdoğan daha okçuluk çağında mı yaşıyor?   

Hiç yorum yok: