AH BİZ EŞEKLER!
“Eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez” derler. Ne acıdır ki biz yıllardır aynı yoldan geçiyor, aynı çukura düşüyor ve yaşadıklarımızdan bir türlü ders çıkaramıyoruz. Demek ki bu konuda eşekten bile gerideyiz.
Oysa her düşüşün ardından ağır bedeller ödüyoruz. Felaketler yaşıyor, ekonomik ve sosyal krizlerin altında eziliyor, geleceğimizi kaybediyoruz. Çukurun dibine kadar düşüyoruz; ama yine de yönümüzü değiştirmeyi, kendimizi koruyacak yeni yollar bulmayı başaramıyoruz. Sömürü düzeni sağcısı-solcusu demeden hepimizi etkiliyor, emeğimizi ve umudumuzu tüketiyor.
Sağ muhafazakâr kesimin önemli bir bölümü, geleneklere ve mevcut düzene sorgulamadan bağlı kalabiliyor. Olayları eleştirel bir gözle değerlendirmek yerine, çoğu zaman mevcut düzeni korumayı tercih ediyor. Soru sormuyor, itiraz etmiyor ve değişime mesafeli duruyor.
Peki ya sol? Solun da yıllardır çözemediği en büyük sorunu bölünmüşlük. Birlik içinde hareket etmek yerine sürekli parçalanıyor. Bugün internette sol ve sosyalist partilere bakıldığında onlarca farklı yapı görülüyor. Bu durum yalnızca bugünün değil, 12 Eylül öncesinin de sonrasının da gerçeği. Solun enerjisinin önemli bir kısmı kendi iç tartışmalarında tükeniyor.
Sosyal demokratlara gelince... Onların hikâyesi de farklı değil. Yıllarca Deniz Baykal'ın liderliğinde umut arandı. Ancak sonuçta bedel ödeyen yine halk oldu. Her siyasi başarısızlığın ardından zarar gören biz olduk; ağzımız burnumuz dağıldı, umutlarımız kırıldı.
Derken Deniz Baykal dönemi bir kaset skandalıyla sona erdi. Yerine “Gandi Kemal” olarak anılan Kemal Kılıçdaroğlu geldi. Bu kez geçmişten ders alınacağını düşündük. Artık aynı hataların tekrarlanmayacağına inandık. Fakat yıllar geçti, beklentilerimizin önemli bir kısmı yine karşılanmadı. Bir kez daha hayal kırıklıkları yaşadık.
Özgür Özel'in genel başkanlığa gelmesiyle yeni bir dönemin başlayacağını umut edenler oldu. Ancak eski tartışmalar ve eski liderlik mücadeleleri yeniden gündeme geldi. Sanki geçmişten kopamıyor, sürekli aynı döngünün içinde dönüp duruyoruz.
İşte bütün mesele burada: Eşek bile düştüğü yere bir daha düşmezken, biz aynı hataları tekrar tekrar yapıyor, aynı umutlara sarılıyor ve aynı hayal kırıklıklarını yaşamaya devam ediyoruz.
Ah biz eşekler, ah!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder